arşiv

1, 2010 için arşiv

Akciğer Amibiasis Akciger Askariasis

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok


Akciğer Amibiasis

Etkeni entomoeba histolitikadır. Hastalık genellikle karaciğer amip absesinin diyafrağmadan akciğere geçmesiyle ilgilidir. İshal ve tenezm gibi kolit belirtileri, sağ üst kadranda karın gerginliği, ağrılı hepatomegali, zayıf­lama, ateş ve kuru bir öksürük akciğer amibiasis’ini düşündürmelidir. Hasta­lığın ileri döneminde çikolata salçası gibi balgam çıkarılır, hepato-bronşiyal bir iştiraki endike eder. Safrabronş iştiraki olan bazı hastalar balgamlarının çok acı olduğunu söylerler.

Radyografide akciğer tabanında lokalize bir yoğunlaşma ve abse görünümü izlenir.
Akciğer amibiasis’inin tedavisi ve karaciğer amip absesi tedavisi bir­likte uygulanmalıdır. Karaciğer absesi cerrahi direnle boşaltılmalı ve metromi-dazole ve iodoquinol ilaçları kullanılmalıdır.

Askariasis (Loeffler Sendromu)

Askaris parazit yumurtası enfekte gıdalardan insana geçer. Larvalar ince barsak mukozasından lenf ve kan dolaşımıyla akciğere girer, allerjik bir reaksiyona sebep olur ve kanda eozinofıl artar. Değişik nitelikte birçok aller-jenler Loeffler sendromuna sebep olabilir.

Hastalığın başlıca klinik belirtileri kuru öksürük, sübfebril ateş, dağınık sibilan ve ronflan railer, ciddi vakalarda hemoptizi ve dispnedir. Akciğer radyografisinde bir veya birkaç yerde birkaç santimetre çapında homojen yoğunlaşma vardır. Daha ciddi vakalarda bu infıltrasyonlar birleşerek lober lokalizasyon gösterebilir. Akciğer infiltrasyonları genellikle geçicidir, kendiliğinden kaybolurlar.
Askariasis tedavisinde mebendazole veya albendazole ilaçlarından yararlanılır.

Vejetatif Sinir Sistemi

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok

Vejetatif Sinir Sistemi

İç organlar çalışırken hissedemeyiz. Vücut sıcaklığının düzenlenmesi, kan ba­sıncı ve frekansı gibi olaylar istemimiz ve bilgimiz dışında olaylanır. İç organların bu şekilde çalışmalarını VEJETATIF SİNİR SİSTEMİ kontrol eder. Bu sistem gerek anatomik ve gerekse işlevsel olarak iki kısma ayrılır: SİMPATİK SİNİRLER omurganın her iki yanındadır. Bunlar birbirleri ve omurilikle bağlantılı olan çift sıralı ganglion düğümlerinden oluşur. Bu zincirler simpatik sinirler olup, bunlardan olayın olduğu organlara doğru uzanan sinirler çıkar.

PARASİMPATİK SİNİRLER ise bazı özel sinir dizinlerinden oluşur. Bunlar beyin veya omurilikten çıkar. İç organların ço­ğuna hem simpatik hem de parasimpatik sinirleri gider. Her iki sistemin karşılıklı etkisi vardır, yani birbirlerine ANTAGONİSTür. Örneğin simpatik sinirler kalbin işlevini aktive ettiği halde, parasimpatik sinirler bunu azaltır.

Parasimpatik sinir sistemi sindirim organını aktive ederken, simpatik sinir sis­temi bloke eder. Bu farklı etki, organın görevi ile ilgili bir olgudur. Simpatik sinir sistemi vücudun faaliyetlerinde ve ekstrem durumlarda devreye girip işlev gören or­ganları aktive eder. Aynı anda da vücudun çalışma işlevini engelleyen organları inak-tive eder. Parasimpatik sinir sistemi ise vücut depo maddelerini koruyup yenileyen organları aktive eder. Parasimpatik sinir sistemi bundan ötürü özellikle uyku sıra­sında aktiftir. Buna karşılık oldukça fazla uyarılan simpatik sinir sistemi uykuya dal­mayı engeller.

Her iki sistem de omurilik ve beyinle doğrudan ilişkidedir. Bu nedenle belli ve yönlendirici görevlerin gerekliliğine ait bilgileri sağlayabilirler. Aniden ortaya çıkan tehlikeli bir durum, korkuya neden olur. Simpatik sinirlerin aktivasyonu bilinçsiz olur.

Zencefil ve Zencefilin Faydaları

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok
zencefilZencefil, aromalı kokusu ve yemek pişirmede kullanımından dolayı uzun zamandır çok iyi bilinir, ancak zencefil kökü nün mide bulantısına iyi gelmek ve hazma yardımcı olmak gibi birçok sağlık yararları olduğunu biliyor muydunuz?

Zencefil Nedir?
Zencefil bitkisi Güneydoğu Asya’dan gelen bir bitkidir ve şimdi Jamaika ve diğer tropikal alanlarda da ekilmektedir. Latince adı Zingiber Officinale’ dir. Zencefil kökü mutfakla ilgili olarak ve tıbbi amaçlı kullanılır. Uzakdoğu mutfak kültürünün en popüler baharatlarından biridir.

Zencefil doğal bir bitkidir ve kokusu ve keskin lezzeti ile dünya çapında tanınmıştır. Zencefil Çinli bitkibilimciler tarafından 2,500 yıldan fazla süredir yemek lezzetlendirici olarak ve aynı zamanda ilaç olarak kullanılmıştır.Tropik ülkelerde kültürü yapılmaktadır.

Zencefilin Faydaları nelerdir?
Zencefilin mide bulantısı, hazım problemleri, dolaşım ve artrit gibi geniş bir alanda faydaları mevcuttur. Zencefil kökünün faydalarından biri hamilelik veya seyahat esnasında meyanda gelen bulantıya iyi gelmesidir. Zencefil aynı zamanda mide rahatsızlığını sakinleştirme ve safra akışını geliştirme özellikleri ile de tanınır. Mide kramplarını rahatlatması ve dolaşımı da düzeltmesi zencefilin yararları arasındadır. Zencefil trombositleri daha az yapışkanlaştırarak sağlıklı bir kardiyovasküler sistemi destekler bu da sırasıyla dolaşım problemlerini azaltır.

Masaj için kullanılan zencefil yağı anti-enflamatuar özellikleri ile ağrılı artriti hafifletmeye yöneliktir. Zencefil sıklıkla birçok bitkisel dekonjestana dâhil edilmiştir ve solunum rahatsızlıklarının, soğuk algınlıkların ve alerjilerin belirtilerini asgariye indirmeye yönelik olarak yardımcı olabilir.

Zencefilin yararları ve devam etmekte olan araştırmalar ile zencefil kökü hızla çok popüler tedavi edici bitki haline gelmektedir.

Zencefil nasıl kullanılır?

Zencefilin kullanımı : Zencefilin birçok kullanım şekli vardır.Taze zencefil, zencefil tozu, zencefil çayı, zencefil suyu, zencefil tablet gibi değişik kullanım şekilleri vardır.

Zor Astim Hastaligi Nedir

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok

Zor Astım nedir?

Astımlıların yaklaşık yüzde 5′i klasik astım tedavisine tam olarak cevap vermezler. Bu hastaların semptomlarını yüksek doz sprey şeklinde ve ağızdan verilen kortizona ve uygulanan maksimum nefes açıcı ilaç tedavilerine rağmen kontrol altına almak mümkün olmaz; hastalar sık sık krize girerler, zaman zaman acilde, zaman zaman hastanede yatırılarak tedavileri gerekir. Bu hastaların bazılarında akciğer fonksiyon testlerinde KOAH’lılarda olduğu gibi ilerleyici kayıplar vardır. Bu tür hastaları tanımlamak için, tedaviye dirençli astım, kontrolü zor astım, ağır astım, hayatı tehdit eden astım, ölüme yakın astım gibi terimler de kullanılır.

Bir hastaya zor astım tanısı koymakta acele edilmemeli, her şeyden önce hastanın kendisine verilen ilaçları düzenli olarak alıp almadığı, sprey veya kuru toz şeklinde solunum yoluyla yapılan uygulamaları doğru yapıp yapmadığı araştırılmalıdır.

Zor astımın nedenleri biliniyor mu?

Zor astımın nedenlerini maalesef çok iyi bilmiyoruz. Bunlarda, evde veya işyerinde maruz kalınabilecek alerjenler, gıda katkı maddeleri, ilaçlar, sigara içilmesi veya pasif sigara dumanı ve diğer irritan maddeler, reflü, rinit, sinüzit, geniz eti, polip gibi üst solunum yolu hastalıkları ve sistemik hastalıklar araştırılmalıdır. Zor astımın bazen KOAH, bronşektazi, hiperventilasyon, vokal kord dis-fonksiyonu ve uyku apnesi gibi hastalıklarla birlikte olabileceği de bilinmelidir.

Zor astımlı hastalarda psikolojik faktörler de önemli olabilir, ancak bunların mı zor astıma neden olduğu, yoksa zor astımlı hastanın bir türlü düzelememesinin mi onu psikolojik olarak zorladığını ayırt etmek her zaman kolay değildir.

Bunun tedavinin başlangıçta iyi yapılmamasıyla bir ilgisi var mı?
Zor astımın tedavinin başlangıçta iyi yapılmamasıyla hiçbir ilgisi olmadığını söyleyebilirim. Bu hastalar, tanının konduğu ilk günden itibaren tedaviye direnç gösterirler ve ne kadar düzenli ilaç kullansalar da astımı kontrol altına almak mümkün olmaz.
Bu zor astım oldukça korkutucu…

Haklısınız, korkulmayacak gibi değil. Astımın zaten halk arasında çok korkulan bir hastalık olması işte bu yüzde 5 hastada rastlanan zor astım nedeniyledir. Bu hastalar “iyi olamadık” diye doktor doktor gezerler.

Zor astım sadece erişkinlerde mi görülür, yoksa çocuklarda da rastlanır mı?
Çocuklarda da zor astım olabilir, ama erişkinlere göre çok daha seyrektir. Günde 800 mikrogram sprey kortizona rağmen kontrol altına alınmayan çocuk astımı zor astim olarak adlandırılır.

Zor astımın Çeşitleri

Tabii, zor astım esasında bir sendrom olarak da düşünülebilir. Sendrom, farklı nedenleri, farklı oluşum mekanizmaları ve ortak semptomları olan hastalıklar grubu anlamında bir terimdir. Mesela dengesiz astım, kortizona dirençli astım, kortizona bağımlı astım, zor astımın alt grupları olarak değerlendirilir.

Categories: Genel Tags: , , , , , , ,

Vertebral Yaralanma Nedir

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok

Vertebral Yaralanmalar, Vertebral Nedir

Vertebral kolon 33 vertebranın kafa tabanından koksikse kadar birbiri üzerine sıralanması ile oluşur. Vertebralar birbirine kuvvetli bağlarla bağlıdır. Bu bağlar bir vertebranın bir diğeri üzerine kay­masını önler, ancak komşu vertebralar arasında çok küçük eğilim­lere izin verir.
Vücudun merkezi desteği olan vertebralar, servikal (7), torasik (12), lumber (5), sakrum (5), koksiks (3-4) olmak üzere beş bölü­me ayrılır.

Vertebralarm arkasında bir tünel vardır. Birbiri üzerine konul­duğunda içinde spinal kord bulunan kemik spinal kanalı oluştu­rurlar. Spinal kord erişkinde ortalama 45 cm. uzunlukta, 1 cm. kadar genişliktedir. Medulla oblangatadan ikinci lomber verteb­ranın üst tarafına kadar uzanırken, alt ucu incelerek konüs me-dullaris adını alır.
Spinal kord, vertebral kanaldan daha kısa olduğundan aşağı doğru gidildikçe, spinal sinirlerin kökleri daha uzunlaşır.

Spinal kordun impulsları afferent sinirler aracılığıyla çıkan yollar boyunca beyine, beyinden efferent sinirler aracılığıyla inen yollarla kaslara ve bedenin diğer kısımlanna taşımakla görevlidir. Aynca bazı durumlarda spinal reflekslerle impulsu beyne götürmek ya da beyinden getirmek yerine spinal kord düzeyinde yanıt oluşturabilirler.

Spinal travmalar, motor, duyu ve refleks aktivitesinin, barsak ve mesane kontrolunünün kaybı ile sonuçlanabilir. Aynca beden ima­jının değişmesi, kendi kendine yeterli olamama ve benlik saygısının azalması nedeniyle hastada bazı psiko-sosyal sorunlar da ortaya çı­kabilir.

Spinal yaralanmalara yol açan travmaların % 50′si motorlu araç kazaları nedeniyle meydana gelir. Diğer nedenler arasında yüksekten düşme, dalma, futbol ve kayak sporları yer alır.
ABD’de 200.000′ den fazla spinal kord yaralanmak hasta olduğu ve her yıl 8000 yeni yaralanma ortaya çıktığı belirtil­mektedir.

Spinal kord yaralanmaları en fazla 15-30 yaş arasında ev­lenmemiş erkeklerde görülmekte olup, yoğunlaşma sıcak mev­simlerde ve 19 yaştadır. (servikal vertebral)

Travma spinal kolonun dengesini bozmuşsa, vertebra artık spinal kordu koruyamaz. Spinal kord spinal kolonun büyük bir kısmını doldurur. Bir vertebranm diğeri üzerinde hafif bir kay­ması bile medulla spinalisin bir yerinde sıkışmaya veya yırtılmaya neden olabilir.

Spinal kord yaralanmalarını, içinden geçtiği vertebralara göre ayırıp incelemek olasıdır. Bu bölümde servikal, torasik, lomber ve sakral vertebral travmalar ve bu travmalarda acil yaklaşım­lar ele alınacaktır.

İngilizce Spor Terimleri Sozlugu P

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok

pace: Oyun temposu.
pain: Ağrı.
palpebra: Göz kapağı.
pancake: Rakibi tek kolundan yakalayıp yere atmak.
panting for breath: Soluk soluğa.
parachute: Paraşüt
parachute jump: Paraşütle atlama,
parachutist: Paraşütçü.
parallel bar: Paralel bar.
pass: Pas.
pass into space: Boş alana pas vermek.
pass out: Bayılmak.
pass to each other: Paslaşmak.
passage: Isınma kulvarı.
passer: Pas veren oyuncu.
passion: Heyecan.
passivity: Pasiflik.
patella: Diz kemiği.
patient: Hasta.
penalty: Penaltı.
penalty area: Ceza sahası.
penalty area line: Penaltı alanı çizgisi.
penalty goal: Penaltı golü.
penalty hit: Ceza tutuşu.
penalty kick: Penaltı vuruşu.
penalty killing: Penaltı kaçırmak.
penalty line: 7 metre çizgisi.
penalty shot: Penaltı atışı,
penalty spot: Penaltı noktası,
penalty throw: 7 metre atışı,
pentathlete: Pentatloncu.
pentathlon: Pentatlon.
perception: Duygu, his, algı.
perfect: Mükemmel.
performance: Performans, verim.
perfusion: Sıvının doku içine geçmesi.
period: Süre, devre.
perpendicular: Dikey,
person: Şahıs.
personal: Şahsi.
personal contact: Vücut teması.
personal waming: İhtar.
personality: Kişilik.
persuade: ikna etmek.
pertinent: İlişkili.
photo finish: Foto finiş.
physical: Fizik.
physical culture: Kültür fizik.
physical education: Beden eğitimi.
pick up: Boşta kalan oyuncuya savunma yapmak.
pied ferme: Ayaklar sabit iken yapılan hare­ketler.
pike: Bükük duruş.
piked roll: Yunus takla.
pile on the pace: Tempoyu yükseltmek.
pin: Tuş.
pinfall: Tuş yapabilmek için rakibi yere düşür­mek.
pipe: Kale direği.
pirouette: Yerinde dönüş.
piston action: Piston hareketi.
pivot: Oyuncunun bir ayağını yerden kesme­den yaptığı dönme hareketi.
pivot shot: Dönerek atış.
pivot player: Pivot oyuncusu.
place for substitutions: Oyuncu değiştirme yeri.
place kick: Duran topa yapılan vuruş.
place winner: Dereceye girmiş sporcu.
placement: Topa rakibin karşılayamayacağı şekilde vurmak.
plain header: Düz atlama.
planned: Planlı.
planning: Planlama.
play: Oyun, oynamak, maç yapmak.
play a trick: Oyun oynamak.
play bali: Oyuna başlama.
play fair: Kurallara göre oynamak.
play rough: Sert oyun.
play the bali: Topla oynamak.
player: Oyuncu.
playing doubles: Teniste çiftli oyun.
playing field: Oyun alanı.
playing rule: Oyun kuralı.
playing time: Oyun süresi.
playmaker: Oyun kurucu.
playmaking: Oyun kurmak.
pleura: Akciğer zarı.
pliable: Esnek.
plume: Şeref madalyası.
point: Sayı, puan.
pointer: Puanter.
pole vault: Sırıkla atlama.
pole vaulter: Sırıkla atlayıcı.
polite: Terbiyeli, nazik, kibar.
pommeled horse: Kulplu beygir.
pancho: Yağmurluk.
pool: Yüzme havuzu.
pool length: Havuz uzunluğu.
pool side: Havuz kenarı.
position: Pozisyon, durum.
position of danger: Tehlikeli durum.
positive: Olumlu.
possession of the bali: Topa sahip olmak.
post gradûate education: Lisans üstü eğitim.
post position: Başlama duruşu.
post time: Çıkış zamanı.
postpone: Ertelemek.
posture: Duruş.
power: Güç, güçlü.
power forward: Güçlü hücum oyuncusu.
power house: Güçlü takım.
practice hail: Çalışma salonu.
practice match: Antrenman maçı.
premium: Prim.
prep: Deneme koşusu.
preparation: Hazırlık.
preparation stage: Hazırlık dönemi.
president: Baş hakem.
press: Baskı.
press agent: Basın sözcüsü.
press box: Basın tribünü.
press conference: Basın konuşması.
press deferıse: Baskılı savunma.
press officer: Basın sözcüsü.
princtple: Prensip.
prize: Futbolculara verilen prim.
prizefighter: Profesyonel boksör.
professional: Profesyonel.
professonalism: Profesyonellik.
prone float: Su yüzeyinde yüzünkoyu yatmak.
prorte position: Yatarak atış.
proportion: Orantı.
prostrated: Halsiz, bitkin.
protest: İtiraz etmek.
protuberance: Şişkinlik.
provident: Tedbirli.
psychologist: Psikolog.
pugilist: Boksör.
pull: Çekme.
pull down: Elense çekme.
pulse: Nabız.
punch: Vuruş.
punching povver: Vuruş gücü.
punchingbal: Antrenmanlarda kullanılan kum torbası.
punt: Topa havada iken vurmak.
pupilla: Göz bebeği.
push off: itme.
push pass: Topu iterek pas verme.
push the bali: Topu itme.
push-up: Sınav.
put: Gülle.
putting the shot: Gülle atmak.

Göğsünüzdeki Lekeleri Ciddiye Alın

Salı, 30 Kas 2010 yorum yok


Göğsümde beyaz lekeler var. Önceleri bunların güneş lekeleri olduğunu sandım ama bir türlü geçmiyorlar. Ne yapmam gerekiyor.

Endişenizi çok iyi anlıyorum. Normal cilt renginden daha açık renkte olan oval ya da yuvarlak alanlar hatta beyaz lekeler, çoğunlukla mantar enfeksiyonunu düşündürüyor. Buna eşlik eden hafif soyulma ve kaşıntı ise, bu şüpheyi daha da artırıyor.
Ancak bu belirtiler kimi zaman başka deri hastalıklarının da habercisi oluyor. Size, ayırıcı tanı ve tedavinizin düzenlenmesi için ilk fırsatta bir cilt hastalıkları uzmanına danışmanızı öneriyoruz. Sorunu kendi başınıza çözmeye çalışmayın. Gelişigüzel kullanacağınız yanlış ilaçlar ve hatalı krem seçimleri, mevcut tablonun daha da kötüleşmesine ve komplike hale gelmesine yol açabilir.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , , , , , ,

MELEK NEDİR ?MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ VE GÖREVLERİ

Pazartesi, 29 Kas 2010 yorum yok


Melekler, insanlar tarafından görülemeyen manevi varlıklardandır. insan gibi topraktan yaratılmamışlardır.
Melekler, nurdan yaratılmışlardır. insan gibi et ve kemikten oluşmamışlardır.
Onların erkeklik ve dişilikleri yoktur.
Yeme, içme ve uyuma gibi şeylere ihtiyaç duymazlar.
Yerde, gökte ve her tarafta bulunurlar.
Sadece Allahın Kendilerine verdiği görevi yapar, itiraz etmezler.
Sonderece Hızlıdırlar, çok güçlüdürler, asla Yorulmazlar.
Kuranıkerim’de meleklerden bahsedilir. Meleklerin bir kısmı ismen zikredilmekte, bir kısmı ise genel adıyla yer almaktadır.
Kuranıkerim melekleri şu şekilde tanıtır:
”Onlar, Allah’ın kendilerine emrettiği şeylere asla isyan etmezler. Neye memur edilirse onu yaparlar.”

2. 1. Meleklerin Özellikleri ve Görevleri

Çok çeşitli görevleri olan meleklerin sayılarını ancak Allah bilir. Kendilerinden en çok bahsedilen melekler şunlardır:
a. Dört büyük melek b. Yazıcı melekler  c. Hafaza (koruma) melekleri
a. Dört Büyük Melek
Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail isimli meleklere “dört büyük melek” denilir.
Cebrail: vahiy meleğidir. Allah’tan aldığı vahiyleri peygamberlere ulaştırır. Kuran ayetlerini peygamberimize o getirmiştir. Kuran’da en çok adı geçen melek, Cebrail’dir.
Mikail: Yüce Allah tarafından doğa olaylarını yönetmekle görevlendirilen melektir. Rüzgarın esmesi, yağmur ve kar yağması, mevsimlerin gerektirdiği olayların gerçekleşmesi bu meleğin sorumluluğundadır.
İsrafil: kıyametin kopacağı gün Sur’a üflemekle görevlidir. Sur’un ne olduğunu bilemiyoruz. Ama ne işe yaradığı Kuran’da bildirilmiştir. Kuran’a göre, kıyametin kopacağı gün İsrafil Sur’a üfleyecektir. Bu üfleme ile bütün canlıların dünya hayatı sona erecektir. Bundan sonra ahiret hayatı başlayacaktır. Ahiret hayatının başlaması da yine, İsrafil’in Sur’a üflemesi ile olacaktır. Yani 0, ikinci bir kez Sur’a üfleyecek ve ahiret hayatı başlayacaktır.
Azrail: eceli gelen insanları ruhlarını bedenlerden ayırmakla görevlidir. Bunun için “ölüm meleği” de denilmektedir.
Her canlı gibi, insanın da belli bir yaşama süresi vardır. Bu süre dolunca insan ölür .Eceli gelen her insan, ahirete göç ederken, kıyametten sonraki dirilişine kadar geçecek: süre için, ruhunu Allah’a teslim etmektedir. işte bu teslim alma görevi Azrail tarafından yapılmaktadır. Bu konuda Kuranıkerim’de şöyle buyurulur:
”Ey Muhammed! De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canımızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz. ” 1
B. Yazıcı Melekler
Bunlar insanların yaptıkları işleri kaydederler. Bu meleklere “Kiramen Katibin” (Şerefli Yazıcılar) adı verilir. Her insanın yanında bu meleklerden iki tane bulunmaktadır. insanın sağında ve solunda her an insanla beraber olan bu iki melek, yapılan iyi ve kötü işlerin tamamını bir film şeridi gibi kaydetmektedirler. Bu konu Kuran’da şöyle belirtilmektedir:
”Oysa yaptıklarımızı bilen, sizi gözetleyen değerli yazıcılar vardır. ”
C. Hafaza (Koruma) Melekleri
insanları sürekli gözetim altında tutan meleklerdir. Onlar insanları her türlü kazadan ve beladan korurlar. Bu konu ile ilgili bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
”Kullan üzerinde mutlaka galip odur. Size hafaza melekleri gönderir. ..”

1 2.2. Melekler İyiliğin ve Güzelliğin Sembolüdür
Yüce Allah, melekleri insanlara yardımcı olsunlar diye yaratmıştır. Melekler müminlere yardım ederler, destek olurlar. insanları iyiliğe çağırırlar.
Melekler, her zaman insanların iyiliğini isterler. iyilik telkin ederek insanları iyiliğe yönlendirirler. insanların hatalarından dolayı bağışlanmaları için Allah’a dua ederler. Bu sebepten iyilik ve güzelliğin sembolü olarak görülürler. Bunun için dilimizde iyi ahlaklı insanları “melek gibi insan” sözüyle överiz.
2.3. Meleklere İman, İmanın Şartlarındandır
Melekler duyu organlarıyla algılanamazlar, gözle görülemezler. Bu sebepten onlar hakkındaki tek bilgi kaynağımız Kuranıkerim ve hadislerdir. Kuranıkerim’de meleklere iman etmenin farz olduğu bildirilir: Bu konuda şu ayeti örnek gösterebiliriz: “Hepsi Allah ‘a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. ..,,
Allah’a iman eden insanın, meleklere iman etmesi gerekir. Aksi halde Allah’a da inanmamış olur. Bu konuda Kuranıkerim’de şöyle buyrulmuştur:
“Kimi Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır. ,, 3
2.4. Meleklere İman, Davranışların Güzelleşmesine Katkıda Bulunur

Allah’a ve meleklerine inanan insan, yaptığı her davranışın Allah tarafından görüldüğünü ve ayrıca melekler tarafından kaydedildiğini bilir. Bununla, yaptığı hiçbir davranışın karşılıksız kalmayacağını da anlar. Bu sebepten kötü davranışlardan uzaklaşır, güzel davranışlara yönelmeye çalışır.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , ,

Sigara İcmek Sigara Nikotin Neden İcilir

Pazartesi, 29 Kas 2010 yorum yok

Sigara İçmek, Sigara Neden İçilir, Sigara Nikotin

Sigaraya Başlama Nedenleri, Sigara İçme

Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı sigara içmektedir. Bunun anlamı, sigaranın yarattığı sorunlarla ülke gündeminde güncel bir konumda olmasıdır. Tütün ve sigara neden olduğu hastalık ve ölümler gibi zararlarının yanında ekonomik boyutuyla da önemli bir konumdadır, ülke ekonomisine katkısı sınırlıdır, üretimden tüketime 3 milyon insana iş imkanı yaratmaktadır. 1980′li yıllarda yabancı dev sigara üreticilerinin ürünleri ithal edilerek pazarlanmaya başlamıştı Bu şekilde kaçak satılan yabancı sigaraların vergilendirilmesi öngörülmüştür. Yabancı sigara alışkanlığı hızla yayılmış belki de beklenenden daha yüksek düzeylere ulaşmıştır. Yerli ve yabancı sigaralardan bütçeye vergiler kanalıyla önemli bir gelir sağlanmaktadır. Bu gelirin bir kısmından vazgeçmek, başka bir deyimle sigara tüketimini azaltmaya yönelik önlemler almak zordur. Ülkemizdeki işsizlik ve bütçe açıkları da düşünülürse bu imkansız gibi görülmektedir. Bu nedenle sigara tüketimini azaltmaya yönelik baskılara ülke yöneticilerinin destek sağlaması beklenmemelidir/ Yabancı sigara alışkanlığı uluslararası dev şirketlerin etkilerini de arttırmaktadır. Yabancı sigaraların ithal edilmeye başlanıldığı günlerdeki birim fiyatları sabit olarak alınırsa geçen sürede sigara ucuzlamaktadır. Bu ucuzlama veya fiyatın artmaması sigara tüketimini arttıracak bir faktördür. Sigara fiyatlarını veya alınan vergileri arttırmak sanıldığı kadar kolay değildir. Yabancı şirketlerin kaçak sigaraları buna önemli bir engeldir. Ayrıca sigara pazarına ve sigara ile ilgili konulardaki problemlere bu şirketlerin etkisi çok büyük boyutlardadır. Bu şirketlere rağmen sigara tüketiminin azaltılmasını sağlayacak önlemler almak zordur. Şu da sigara içimine karşı oluşacak kamuoyu baskısını engellemektedir. Yine yabancı şirketler ekonomik güçleri nedeniyle sigara ile ilgili pazarı istedikleri gibi etkilemektedirler. Bunun en basit örneği uyguladıkları ustaca hazırlanmış dolaylı reklamlardır.

Sigara tüketimini azaltma yolundaki eğitimin ana konusu; “niçin sigara içimi ile savaşmak gerekir?” sorusudur. Bunun en iyi cevabı sağlıkla ilgili mesleklerde çalışanlardan gelmelidir. Ama ülkemizde sağlıkla ilgili mesleklerde çalışanların en önde gelen grubu olan tıp doktorlarındaki sigara alışkanlığı toplumdaki diğer meslek gruplarından pek de farklı değildir. Bu durumda gönüllü sağlık çalışanlarının üzerine düşen görev daha da ağırdır. Bu ağırlığı hafifletecek olan diğer meslek gruplarının da bu savaşa gönüllü katkıları olacaktır. Bu durum sigara ile savaşın hem boyutunu genişletecek hem de oluşacak baskıyı artıracaktır. Böylece oluşan baskı ile istenilen amaca daha kolay ulaşılacaktır.

Sigara ile savaşta diğer önemli bir nokta ise, sigaranın insan sağlığına olan etkileridir. Bir çok insan sadece “Sigara sağlığa zararlıdır” cümlesinden öteye bilgi sahibi değildir. Buna tıp öğrencileri ile tıp doktorlarının bir bölümü de dahildir. Sigaranın yarattığı sağlık sorunları bu nedenle yeterli ölçüde topluma yansıtılmamaktadır. Yansıtılanların bir kısmı ise gerçek boyutlarda olmadığından etkili olmamaktadır. Sigaranın yarattığı sağlık sorunları yapılan araştırmalardan çıkarılan bilimsel verilere dayandırılmalı, gerçekler olduğu gibi anlatılmalıdır. Buna ek olarak, sigaraya bağlı hastalıklara, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu gibi resmi kurumların harcadığı giderlerin bir bölümünün sigara içmeyenlerin ödedikleri vergilerden karşılandığı bilinci de yerleşmemiştir. Kısaca ülkemizde sigaranın yarattığı sorunların toplum tarafından yeterli ölçüde bilinmediği bir gerçektir.

Sigaranın yarattığı hastalık ve ölümlerin anlaşılmasından önceki dönemlerde sigara içmek moda sayılmaktaydı. Bizim ülkemizde de sigara içilmesi bir zamanlar teşvik edilmiştir. Askerlik hizmetini yapanlara bedava sigara dağıtıldığı dönem örnek olarak verilebilir.

Sigara içilmesi ve yaygınlaşması sonucu toplumumuz bazı alışkanlıklar kazanmıştır. Evlerde, işyerlerinde, kapalı alanların bir çoğunda sigara içilmesinin beklenen ve normal bir davranış olduğu gibi, bu beklentinin delili olarak küllük bulundurulmaktadır. Kapalı alanlarda hatta hasta ve çocukların yanında sigara içilmesine hiç tepki gösterilmemiştir. Tersine, insanların birbirlerine ve misafirlerine sigara ikram etmesi neredeyse toplumumuzda bir gelenek haline gelmiştir. Sigara yurtdışından gelen bir çok insan için hediyelik bir madde olarak kabul görmektedir. Toplumumuzda sigara içenlerin üzüntü, sıkıntı ve streslerinde ilk yaptıklarından biri sigara içmedir. Sigara sadece üzüntü ve streste teselli aracı olarak görülmesinin yanısıra keyif verici bir madde olarak da kabul edilmektedir.

Bronş astmalılarda sorun daha büyüktür. Astma ataklarını ortaya çıkardığı için ev ve iş ortamında sigara içilmemesi gereklidir. Hastaların bunu çevrelerine kabul ettirme- leri çok güç olmaktadır.

Ülkemizde 7 Kasım 1996′ya kadar sigara paketlerinin üzerindeki, T.C. Bakanlar Kurulu’nun 1986 yılı ve 86-10911 sayılı kararı uyarınca “Sigara sağlığa zararlıdır” yazısı dışında ciddi bir yasal engel bulunmamaktaydı.

Sigara üreticileri doğrudan reklam yanında ustaca dolaylı reklamlara yönelmişlerdir. Bu reklamlar özellikle gençliğin ilgi duyduğu alanlara kaydırılmıştır. Bu alanlardaki aktif reklamlar devamlı görülmektedir. Örneğin; otomobil sporlarına yönelik reklamlar ön plandadır. Bu sporlar gençliğin en büyük ilgi alanlarındandır. Sigara üreticilerinin ustaca kullandıkları bir diğer yöntem ise sigaranın filtreli olması, filtre özelliklerinin belirtilmesi, içerdiği katranın azlığı veya hafif olduğunu belirten ibarelerle sanki zararlarının azaltıldığı imajını yaratmaktır.

Sigaranın kötü kokusu ve aşırı duyarlı soluk borularına sahip astmalılarda yarattığı boğaza takılma hissi, öksürük, hırıltılı soluk, nefes darlığı gibi belirtiler dışında erken görülen bir etkisi yoktur. İnsanlar yıllar sonra ortaya çıkabilecek zararlara karşı çoğu kez duyarsızdır. Sigaranın yarattığı sağlık sorunların genellikle 20 yıl veya daha uzun bir süre sonra ortaya çıkmaktadır. Bunu bilmelerine rağmen bir çok kimse başladığı sigarayı kolay bırakabileceği gibi yanlış ön yargılara sahiptir.

İnsanın doğasında yasaklara karşı gelmek, yasakların tersini yapma isteği vardır. Sigara sorununun boyutları ile ilgili eğitimi yetersiz kimselerin sigara aleyhindeki beyan-ları bazen sigaraya ilgiyi arttırmaktadır. Ayrıca özellikle gençler özgürlük, bağımsızlık duygularını sigarayla özdeşleştirmektedirler.

Yukarıdaki görüşlerin ışığında, sağlıkla uğraşanlar da dahil, toplumun büyük bir bölümünün sigara ile ilgili gerdekleri bilmediği ve bu nedenle sigaraya kolayca başlayıp devam ettiği söylenebilir.

Kaynak: Prof. Dr. Altay Şahin

Categories: Genel Tags: , , ,

Kış ve Cilt Bakımı

Pazartesi, 29 Kas 2010 yorum yok
Kış yaklaşırken bu mevsimin cilt üzerine etkilerini gözden geçirmekte yarar var. Havaların soğuması ile cilt daha hassaslaşır. Ev içi sıcak ortamdan dışarı çıktığımızda özellikle, dış ortama açık olan yüz, boyun ve el bölgesindeki cilt etkilenir. Soğuğun etkisi ile ciltteki kan damarları büzüleceğinden daha az oksijen cilde gelir. Cilt yüzeyindeki nem kaybolur. Daha kuru ve kabuklanmaya eğilimli bir cilt ortaya çıkar. Cildin beslenemsi bozulur. Couperose ciltlerde damar büzülmeleri, zaten kırılgan olan kılcal damarlarda çatlamalara neden olarak, göz altında koyu renklenmeye neden olabilir. Kuru ciltlerde kuruluk ve çatlamalar artarken pullanma daha belirgin olabilir. Kış bakımında da cildin neminin korunması ve beslenmesi çok önemlidir. Cilt tipine uygun cilt besleyici ve nemlendiricileri kullanılmalıdır. Kışın özellikle rüzgar, ciltteki nemi aniden uzaklaştırarak cilt yüzeyinin aşırı dercede soğumasına neden olur. Rüzgar soğuğun etkilerini çok arttırır. Kışın cildin soğuktan korunması ve nemini kaybetmemesi için eldiven, atkı, bere gibi dış ortamla direkt teması azaltan aksesuvarları kullanmak gerekir. Özellikle kaloriferli ortamlarda mutlaka kaloriferler üzerine su bulunan kaplar konarak ortamın nemi korunmalıdır. Elbiselerimiz veya kalın kışlıklarımız altında kalan deride de bazı değişiklikler olur; eğer uygun hava akımı sağlamayan veya terlemeye izin vermeyen kumaşlardan oluşan giyisiler giyiyorsak cild yüzeyinde ter, ıslak bir tabaka oluşturabilir.

Aşırı nemli ortam bakteri ve mantarları davet eden bir ortamdır. Bu nedenle kışın giyinmek, cild sağlığı açısından önemlidir. Bir sıcak bir soğuk ile karşılaştığımız kış koşullarında cilt sağlığını korumak için duş ve banyo önemli bir yer tutar. Cildi kurutmayacak sabun, vücut şampuanı veya banyo köpükleri ile sık yıkanmak cildin nemini korur. Banyo sonrası vücut sütleride hem cildi beslerken hemde cilde normal nemini verirler. Kışın cilt bir çok kimyasal gaz, patikül ve mikroplarla da sık karşılaşır. Isınmak için kullanılan kömür, fuel oil veya odunun yakılması ile ortaya çıkan duman bir çok zaralı kimyasal madde içerir. Otomobil egzoslarıda diğer bir hava kirliliği kaynağıdır. Rüzgarların yetersizliği veya bacalardan çıkan duman çokluğu hava da bu maddelerin oranını yükseltir. Bu maddelerden bazıları sıvılarda eriyebilmekte ve asitleri oluşturmaktadır.
Bazıları ise oksijenin kanda taşınmasında bozulmalara neden olurlar.
Yağmur suları içinde eriyen kükürtlü bileşikler sülfirik asit gibi çok kuvvetli asitleri oluşumuna neden olabilir. Kirli havalarda yağan yağmurlarda asitlik çok belirgindir. Gerek cilt gerekse saçlar dış ortamdan gelen bu zaralı maddelerden çok etkilenirler. Birde bu kadar yükün üzerine sigara eklenirse ciltte beslenme sorunları ortaya çıkar. Saçlarda matlık, kolay kırılma şekil verememe gibi sorunlar yaşanır. Cildin ve saçların dışardan yağan bu kimyasal maddelerden sık olarak temizlenmesi lazımdır.
Cilde uygun ancak derinlemesine temizlik sağlayacak kozmetik ürünler kullanmalıdır. Kış aylarında cilde daha yumuşak davranmak gerekir. Bakım veya temizlik yapmadan önce mutlaka bulunduğunuz ortamın ısısına uyum sağladıktan sonra yapmalısınız. Kış aylarında cilt en ağır şartlarda bulunurken UV ışınlarıda cildin en büyük düşmanı olarak saldırısını sürdürür. Etkisi kışın daha da fazla olabilir. Tercihen SPF içeren ürünler kullanılmalıdır. SPF 15 ve 30 olan ürünler seçilmelidir. Kış sporları ile ilgili kişiler veya tatil için karlı bölgelerde bulunacak kişilerin cildi için özel önlemler alması gerekir.

Kar, UV nin büyük oranda yansımasına neden olan bir yüzeydir. Karlı bölgelerde UV den etkilenme daha fazla olur. Güneş ışınları yanık bir ten yaratırken, cilt içinde bazı tehditler oluşturur.